Bir varmış, bir yokmuş. Güneşli bir kırda, bir tavşan ile bir kaplumbağa yaşarmış. Tavşanın uzun, güçlü bacakları ve büyük kulakları varmış. Çok hızlı koşabilirmiş ve bununla çok gurur duyarmış. Kaplumbağanın ise yuvarlak bir kabuğu ve kısa bacakları varmış. Yavaş yavaş, adım adım yürürmüş ama sakin ve sabırlıymış. Bir gün tavşan kaplumbağaya gülmüş. 'Ne kadar yavaşsın!' demiş. 'Bütün kırda koşarım da sen daha bu küçük yolu bile geçemezsin.' Kaplumbağa ona nazikçe bakmış ve cevap vermiş, 'Belki yavaşım ama hep devam ederim. Durmam.' Tavşan kikirdemiş ve demiş ki, 'Hadi yarış yapalım! O zaman herkes ne kadar hızlı olduğumu görecek.' Kaplumbağa sessizce başını sallamış. 'Peki,' demiş. 'Hadi yarışalım.'
Kırdaki diğer hayvanlar çok heyecanlanmış. Kuşlar izlemek için ağaçlara konmuş. Sincaplar ve tavşanlar yaklaşmış. Küçük bir tilki, toprakta bir çizgi çekmiş başlangıç için ve uzaktaki büyük bir taşı bitiş olarak işaret etmiş. 'Hazır, başla!' diye bağırmış tilki. Bir anda tavşan ileri fırlamış. Ayakları yere hızla vurmuş. Çok geçmeden, tavşan çok uzaklara gitmiş. Kaplumbağa yavaşça yürümeye başlamış. Adım, adım, adım. Acele etmemiş. Sadece büyük taşa doğru ilerlemeye devam etmiş. Bütün hayvanlar, tavşan uzaklarda kaybolurken, kaplumbağanın kendi kararlı hızında ilerlemesini merakla izlemiş.
Bir süre sonra tavşan geriye bakmış. Kaplumbağa çok uzaklardaymış, sadece bir nokta gibi görünüyormuş. Tavşan kendi kendine gülmüş. 'Ne kadar hızlıyım!' diye düşünmüş. 'Çok vaktim var. Şu gölgeli ağacın altında uzanıp dinleneceğim. Sonra yine kolayca kazanırım.' Güneş sıcakmış ve çimenler yumuşakmış. Tavşan serin gölgede kıvrılmış, gözlerini kapamış ve hemen derin bir uykuya dalmış. Yarışı kazandığını ve bütün hayvanların onun için tezahürat yaptığını hayal etmiş. Bu arada, güneşli kırda, hafif bir rüzgar dışında hiçbir şey kıpırdamamış.
Sessiz kırda, kaplumbağa yürümeye devam etmiş. Adım, adım, adım. Güzel çiçeklerin olduğu bir yeri geçmiş. Küçük bir kaynayan dereyi geçmiş. Yorgunmuş ama durmamış. 'Sadece devam edeceğim,' demiş kendi kendine. 'Yavaş ve kararlı, bir adım bir adım.' Güneş yavaşça mavi gökyüzünde ilerlemiş. Kuşlar nazik şarkılarını söylemiş. Ve kaplumbağa hala yürümüş, hiç durmadan, acele etmeden, sadece sabır ve kararlılıkla ilerleyerek. Sonunda, kaplumbağa gölgeli ağacın yanına gelmiş. Orada, yumuşak zeminde hala derin uykuda olan tavşanı görmüş.
Kaplumbağa uyuyan tavşana gülmemiş. Dinlenmek için durmamış. Sessizce ağacın yanından yürümüş ve büyük taşa doğru devam etmiş. Adım, adım, adım. Biraz sonra, tavşan uyanmış ve uzun bacaklarını esnetmiş. Esnemiş ve bitiş çizgisine doğru bakmış. Büyük bir şaşkınlıkla, kaplumbağanın büyük taşa çok yakın olduğunu görmüş! 'Aman Tanrım!' diye bağırmış tavşan. 'Çok uzun uyudum!' Hemen ayağa fırlamış ve olabildiğince hızlı koşmuş. Bacakları rüzgar gibi hareket etmiş, daha da hızlı. Ama çok geç kalmış.
Son bir yavaş, kararlı adımla, kaplumbağa büyük taşa dokunmuş. Yarış çizgisini tavşan gelmeden hemen önce geçmiş. Bütün hayvanlar yüksek sesle tezahürat yapmış. 'Kaplumbağa yarışı kazandı!' diye mutlu bir şekilde bağırmışlar. Tavşan taşa ulaşmış, nefes nefese kalmış. Üzgün ve biraz da utanç duymuş. 'Kazanacağımdan emindim,' demiş. 'Başlangıçta çok hızlı koştum.' Kaplumbağa ona nazikçe bakmış ve demiş ki, 'Çok hızlısın ama kendine çok güvendiğin için durdun. Ben yavaşım ama hep devam ettim. Yavaş ve kararlı olan yarışı kazanır.' Tavşan başını sallamış. 'Haklısın,' demiş. 'Dersimi aldım.' O günden sonra, tavşan övünmemeye çalışmış ve kaplumbağa, sabır ve çabanın insanı çok uzaklara taşıyabileceğini bilerek kırda gururla yürümüş.
